25 Aralık 2011 Pazar

ağladım yağmur yağdı

Biten giden bir sevginin ardından bakmak, tarifsiz acılar içinde sızlanmak ve düşünmek onun da canı yandımı oda şimdi yüreği paramparça sabaha kadar uyumadı mı? Nefes alamadı mı?Şimdi nereden başlamalı o kadar hatıraları nereye saklamalı ya da nereye gömmeli gözlerini kapattığında ki canlanan anıları. Kaç gece bu acıyla kıvranacağım peki neyle saracağım vakitli ,vakitsiz sızlayan yaralarımı...

Bir Kadını Ağlatmak

Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye
ağlayabilir; bir filme bir şarkıya bir yazıya... En az erkekler kadar
yani! Ama bir kadını yürekten ağlatmak zordur. Eğer bir kadın yürekten
ağlıyorsa ağlatan

onun yüreğine ulaşmış demektir. Ama o yüreğin değerini bilememiş olacak
ki ağlatan gözünü bile kırpmadan teker teker batırır iğnelerini yüreğe!

Işte o zaman koca bir yumruk gelir oturur boğazına kadının. Yutkunamaz
nefes alamaz; çünkü o koca yumruk canını çok acıtır. Gözleri buğulanır
kadının sonra. Ağlamayacağım der içinden. Ama engel olamaz işte.

Çünkü yüreğine ulaşmıştır birileri ve iğneler saplamaktadır.. Bu acıya ne
kadar karşı koyabilir ki bir kadın. İnce ince süzülür yaşlar gözünden; önce
birkaç damla sonra bir yağmur seli... Ve kadın ağlar; hem de çok!

Sanmayın ki gidene ağlar kadın! Gidenin giderken koparttığı yerdir onu
ağlatan orada bıraktığı yaradır. O yaranın hiç kapanmayacağını kapansa
bile izinin kalacağını bilir kadın; o yüzden ağlar. Ama bilir misiniz
ağlamak kadınları olgunlaştırır. Her damla daha çok kadın yapar kadınları.
Her damla bir derstir çünkü. Bazen kadınlar ağladığında çoğu insan ağlama
niye ağlıyorsun ki değmez onun için derler.

Bilmediklerindendir böyle demeleri. Çünkü yürekleri acıyan kadınlar
ağlamazlarsa ölürler. İçlerindeki zehirdir onları öldüren!

Ağlayarak o zehirden kurtulur kadınlar o irini temizlerler
yaralarındaki!

Çünkü bilirler o irin temizlenmezse iltihaba dönüşür yaraları.

Dönüşmemesi lazımdır oysa. O yüzden de bolca ağlarlar. Zaman geçer sonra.

Kadınlar kendilerine sarılmayı öğrenirler. Umarım öğrenirler yoksa
ruhlar sapkın yollara çarpar kendini. Sapan ruhların doğru yolu bulması da
yeni acılar demektir. Bunu bilir kadınlar o yüzden eninde sonunda
öğrenirler kendilerine sarılmayı...

Çok ağlayan kadınlar bir çok şeyden vazgeçen kadınlardır aslında. Her
damla olgunlaştırır kadınları evet ama olgunlaştıkça o safça inandıkları
aşk gerçeği onların gözünde küçülür.. Küçüldükçe değerini yitirir ve işte o
zaman kendilerine sarılıp yeni bir kadın yaratırlar kendilerinden.
Güçlü yenilmez mağrur ve aşka inanmayan...

İnsanlar soruyorlar çoğu zaman neden bu kadar çok bekar kadın var diye;
hepsi kariyer derdinde olan. Çünkü inançlarını yitirdi o kadınlar.
Zamanında yüreklerine o kadar çok iğne saplandı ki o kadar çok ağladılar
ki! Artık kendilerinden başka bir doğru olmadığına inanıyorlar o yüzden
kendilerine sarılıyorlar. Çünkü biliyorlar ki sarıldıkları adamlar onları
hak etmedi; hem de hiçbir zaman! Hep bir çıkarları oldu sarıldıkları
adamların. E o zaman niye sarılsınlar ki!

Niye sarılalım ki!

Etrafınızda yürekten ağlayan bir kadın varsa bilin ki olgunlaşıyordur.

Bilin ki gerçekleri kabul etmeye başlamıştır. Bilin ki artık aşkın
olmadığına inanmıştır. Bilin ki sarılacak tek bir doğrusu kalmıştır. O da
kim ne diye sormayın artık. Çok ağlayan kadınlar eninde sonunda
kendilerine sarılırlar çünkü!

''yürek ağlar gözden önce''
Yılmaz Erdoğan

18 Aralık 2010 Cumartesi

Sevgiliye

sevdiceğim seni uğurlamak,arkandan bakınmak o kadar acıtıyor ki kalman için bin bir bahane üreteyim diyorum içimden ama işin var kal diyemiyorum buna hakkım yok.Odamdaymışsın sanki hala yatağımın ucunda arkamda ne yazıyorum diye bakıyormuşsun gibi geliyor.Sıcaklığın sırtımda hissediyorum.Sesin yankılanıyor içimde.
Bil ki her gidişin içimde tarifsiz fırtınalar koparıyor onun için seni kapıdan uğurladım sebebi budur.İzlerin silinmeden, odamdan sesin kesilmeden,yatağımdan sıcaklığın gitmeden biraz daha burdaymışsın gibi davranayım.Birazdan sigara içmekten gelecekmişsin gibi bekliyeyim. Oysa ne çabuk alışmışım sana hep birlikteymişiz gibi geliyor.sen hiç gitmemişsin hep varmışsın gibi hayatımda.Gözlerimi kapatıyorum burdasın biliyorum içimdesin.Öpmelerini hissediyorum sarılıyorsun sıkı sıkı tenini hissediyorum.Şimdiden sesini özledim.
Bu arada çorapların kalmış sobanın yanında onlar artık benim haberin olsun. :)

16 Kasım 2010 Salı

Sevgiliye

Uzun zaman olmuştu hiç kimseye aşık olmayalı tabi ufak tefek gönül eğlencelerim oldu ama daha ileriye gitmedi.Güzel bir şeymiş ama insan değişik oluyor.Farklı düşünüyor onuda katıyorsun düşüncelerinin içine o neder? o ne yapıyordur? bunu yazsam ya da şöyle söylesem diye düşünüp duruyor insan.Hatta durun uyandırayım onu şimdi.Uyandırdım bu saatte uyuduğunu bile bile uyandırdım sevgili olmak böyle bir şey.Bir de uyanınca sesi çok kötü çıkıyor böö böö deyip duruyor.Onun varlığını hissetmek,dokunmak,öpüşmek çok hoş.Korumacı tavrı var bir de durmadan şunu iç şunu ye bunu giy.Tabi benim de var ama bana yakındığı için benim direttiğim konularda artık kendi haline bıraktım.Sen bilirsin deyip çekiliyorum.Ben de çok inadım illede inatlaşacam durmadan.Bir de burcum gereği hep iyi şeyleri unutup hoş olmayan ne varsa yüzüne vuruyorum çocuğun çok yakınıyor çok.O da az değil dün annesinin yanında benim ona 4 kez bağırdığımı söyledi çok bozuldum çok.Ben bağıran bir insan değilim sadece konuşmam böyle bir türlü anlamadı gitti.Bir de biricik sevgilim durmadan sakalıyla bıyığıyla oynuyor bana bile bu kadar dokunmamıştır.Bu arada bende de bir acayip gavur inadı varmış sormayın gitsin birde çocuk gibi küsüyom ben.İnsan küçük çocukların yanında kalınca uzun bir süre böyle oluyor demek ki.Şimdilik bu kadar daha çok anlatacaklarım var. :)))

Bayram Şeysi 2


Yine bir bayram zamanı yazıyorum, demek ki 2 ay oldu diğer yazımdan bu yana.Diğer bayramdan bu yana neler değişti hayatımda anlatayım.İlk öncesinde sevgili yaptım.Ramazan bayramında görüşmüştük ilk yüz yüze o zamandan beri sevgiliyiz tam tamına 2 ay oldu.Teyze oldum minik br yiğenim var şu sıralar pek kimseye benzetemiyorum ama çok tatlı kerata.Öyle yorgun bakıyor ki sanki dünyanın yükünü o çekiyor.Evde yalnız kalmakta ne sıkıcı bayramlayacak kimse kalmadı.Santral memuru oldum telefona bak,kapıya bak falan filan.İyi dilekler sunup duruyorum.Yalnızda bayram hiç çekilmiyor.Birazdan et kokuları yayılacak mahellede ne dense et bana pek cazip gelmiyor bayramda çok olmasındanmıdır ya da devamlı yemektenmidir midemi bulandırıyor belli bir süre sonra et yemek istemiyorum.Bu arada bayramın ikinci günü sevgilimin ailesinin yanına gidecem annesi baklava ve su böreği yaptı onları yiyecem.Ne bilim içimde garip bir his var sanki ilk defa insan içine çıkıyormuş gibiyim.Ne götüreyim kaygısı içindeyim ilk defa gidilen evede eli boş gidilmez ki.Hadi bunu hallettik diyelim ben ne giyecem ya makyaj abartılı mı yapayım sade mi yapayım? Aman akşama kadar muamma içindeyim.Öff öff zor iş bunlar allah bana kolaylık versin.Bayramda pek uzun be 4 koca gün pazara yine yolculuk var.Bayramdan sonra ,karne tatiline kadar mersine gelmem artık kolay kolay.Okulda bitiyor şunun şurasında 2 ay kaldı göz açıp kapayıncaya kadar biter.

16 Eylül 2010 Perşembe

Bayram şeysi

İlk defa bayramı ailemden uzakta geçirdim.Çok koymuş gibi başladım söze ama iyiydi böyle tek başına gezmek.İki aylık bir tatil sürecinden sonra sıkıldım mersinden ve en iyisi olarak tatili antakya da geçirmek kulağa hoş geldi.Tabi planlarımızda vardı bu tatil için.Merak etmeyin anlatacağım ilk gün zaten çok boktandı .Arkadaşın durmadan ah o eski bayramlar nerde sözleri ile birinci gün bitirdik. Sonra adana ya gittik.Mersinli olup da adana'ya yeni gitmem de çok enteresan bir durumdur.Gelelim asıl konuya çok berbat ve lanet yağdıarak yaptığımız otobüs yolculuğumuz bittikten sonra adana da olmak. Tanımadığımız bir şehirde gezmek.Şaşkın şaşkın bir o tarafa bir bu tarafa yürümek, arkadaşlara sinirlenmek.Bunları unutup asıl mevzuya geçecem.Zar zor kalacağımız evi bulduk daha sonra dinledindikten sonra gezmeye çıktı güzel bir adana kebabı eee gelmişken yememek büyük bir aptallık olurdu.İlk tanıştığımız arkadaşlarda vardı yanımızda güzeldi. Akşam uzun bir yürüyüşten sonra adananın sıcağından sırıl sıklam eve geldik. Ve evde yapılan sohbetin sonunda uyumak diyemeyecem uyuyamamak çok kötüydü topu topu 1 saat uyudum sıcaktan öldüm . Sabah kendimizi dışarı atıık ve anca kendime geldim.Gün güzel başlamıştı. Güzel olmasına değecek sebeblerim vardı.Ve adana da ki arkadaşlarımız bizi göl kenarına götürdü iyi bir kahvaltının sonunda hoş beş edildi.Akşam ise 12 dev adam izledik hep birlikte maç bitiminde bara götürdüler.Gecenin sonu hüzünlüydü bir daha ne zaman görürüm düşünceleri ile arkadaştan uzaklaştık eve geldik ve yine o sıcak adana da bir gün daha terleyerek uyudum. kıçımdan terler aktı resmen. Sabah aceleyle uyanıp otobüse yetiştik ve uyuduk kaptanın elime değmesiyle uyandım herkes otobüsten inmiş 2 bavul fazla görünce muavin bizi farketmiş.Ulan ne uyumuşz derken servislerle eve geldik daha sonra da serin serin klima karşında oturdum. Güzeldi yeni insanlarla tanışmak çok iyi geldi.Bu sefer biz onları bekliyoruz antakya ya :))




Şimdi ne demeli senin yaptığına onca yazı yaz silinsin yapılır mı bu bana ya.Ne zaman blogun başına geçsem hep başıma bir şey geliyor. Sanırım bu bir işaret yazmam konusunda.Ama tıkanmalar yaşıyorum ulan yazan nasıl yazıyor. Kıskanmıyor da değilim o yazanları oysa ki çok da konuşurum.Ulan millet su gibi şakır şakır bloglarına yazı yazıyor ben iki götü kırık kelime bile yazamıyorum.Bu nasıl bir durumdur böyle çok kıskanıyorum çok hatta böyle sayfa sayfa yazı yazıyorlar hepsine küfür ediyorum ama önce okuyorum. Konular da ilgimi çekmiyor değil .Aslında bir şeyler karalıyorum ama bu meredin başına her oturduğumda tıkanıyorum.